RAMAZAN BÎTTÎ. ȘÎMDÎ AÇ RUHLARIMIZ NE ÎLE DOYACAK?

Ramazan bitti. Hayat devam ediyor. Namaz yine farz ibadet. Camiler yine cemaat bekliyor. Darda kalmıșa, yolda kalmıșa yardım etmek, iyiliklerle yüreklere yürümek ve infak etmek yine kulluĝumuzun gereĝi. Zira infak nifakın panzehiridir. Fakirin, öksüzün, yetimin elinden tutmak, onların bașını okșamak yine Allah'ın emri.
Allah’a olan kulluğumuzun da ebediyete uzanan bu çizgide sürekli devam etmesi gerekiyor.
Zariyat Suresi. 56. Ayette “Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım!" buyuran Allah(cc)'a kul olmak ve ölene dek bu gayeyi gütmek gerekiyor.
Kulluk, devamlılık ister, onda kesinti olmamalıdır. Dünyalık işlerimizde kullandığımız tatil, izin, istirahat gibi unsurlar Allah’a kullukta geçerli değildir.
Müslüman olmak büyük bir șereftir. Bu șerefe nail olan bir kimse “Sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et.”(Hicr Sur, 15/99) emrine kulak verir ve boyun eĝer
Ve yine o șerefe nail olan bir Müslüman kimse “Allah’ın en çok sevdiği ibadet, az da olsa devamlı olanıdır.” buyuran Peyamberimiz(sav)'in yolunu yol bilir ve O(sav)'nun izini takip eder.
Müslüman olma șerefine nail olan bir kimse Ramazan’a veda eder ama ibadete, itaate ve iyiliĝe vefa göstermeye devam eder. Zira bir aya, belirli gün ve gecelere sıĝdırılan șeyler Îslam'ın bir bütünü olarak algılanamaz.
Ramazan’ı sadece oruç, iftar ve teravih olarak algılamak ve geceleri de çeșitli șenlikler ve eglenceler düzenleyerek geçirmek Ramazan'a yapılan büyük bir saygısızlık ve haksızlıktır. Koskoca bir Ramazan ayı geçmiș etrafımızdan bihaber yașamıșsak, olumsuz gelișmelere bigane kalmıșsak, ümmetin ve insanlıĝın dertlerine duyarsız olmușsak hiç kimseye deĝil en bașta kendimize yazık etmișizdir.
Şunu iyi bilelim ki, İslâm sadece Ramazan’a mahsus bir yaşantı biçimi olmadığı gibi camilerin dört duvarı içine de hapsedilmemelidir.
Ramazan’da nefsini ıslah edip güzel bir hayat tarzı kazanan mü’minler olarak, bu durumumuzu muhafaza etmeli, bütün ömrümüz boyunca güzel ameller işleme gayreti içinde olmalıyız.
Gerçek şu ki; ebedi kurtuluş ve saadet, Allah’a, Kur’an’a ve Rasûlü’ne iman edip hayatını bu yolda geçiren kimselerindir.
Ramazan bitse de;
Adetlere göre degil ayetlere göre yașamak devam etmelidir.
"El alem ne der?" diye deĝil "Allah(cc) ne der?" diyerek hareket edilmelidir.
Kitabına uydurmak degil kitaba uyulmalıdır.
Karun'ca deĝil Harun'ca yașanmalıdır. Allah(cc)'ın dur degi yerde durmalı bak dediĝi yerden bakmaya devam edilmelidir.
Îyiliklerle yüreklere yürünmelidir.
Îçerisinde her çaĝa özgü vahyi mesajlar barındıran Kur'an'ın anlamı ile bulușulmalı ve tanıșılmalıdır.
Herkesin hakikat havarisi kesildiĝi bir süreçte Hakikate talip olmalı, mü'minlerin vahdeti için kafa yormalı ve gündemler olușturulmalıdır.
Unutulmamalıdır ki;
Vahiy aç ruhları doyurmak için indirilmiş bir gök sofrasıdır. Bu sofradan yemek için, insanın Ramazan'ı beklemesi gerekmez.
Kısaca;
Müslüman olma șerefine nail olan bir kimse bilir ki Kur’an’ın anlamıyla sadece Ramazan'da degil her an buluşmak, sırat-ı müstakim ile Allah’ın ipi ile Allah’ın hidayeti ile Allah’ın zikri ile buluşmaktır.
Bunu hakkıyla yapabilen kullara ne mutlu!

YORUM EKLE