Sivas Belediye Başkanı Adem Uzun, "Gelen kadın görsün!" diyerek büyük bir skandala imza attı.
Bu sözün ne anlama geldiğini sorgulamaya bile gerek yok. Bir şehrin kadınlarını böyle bir söylemle anmak, onların varlığını küçümsemek anlamına gelir. Asıl üzücü olan ise bu sözler karşısında Sivas'ta yer yerinden oynaması gerekirken derin bir sessizliğin hâkim olması. Ne kadın sivil toplum örgütleri ne de kadın haklarını savunması gereken dernekler ayağa kalktı.
Bir belediye başkanının ağzından çıkan bu söz, yanlışlıkla bile söylenmiş olsa, en azından bir özrü hak etmiyor mu? Bir açıklama beklemek en doğal hakkımız değil mi? "Amacım bu değildi" demek bile bir sorumluluk göstergesidir. Ancak ne bir özür geldi ne de bir düzeltme.
Bu sessizlik yalnızca sivil toplum örgütleriyle sınırlı değil. Aynı sektörde çalıştığım, basın alanında varlık gösteren kadın gazetecilerin de suskun kalması beni daha da derinden yaralıyor. Biz kamuoyuna çalışan insanlarız. İşimizin gereği olarak haksızlığa, yanlış söylemlere karşı sesimizi yükseltmemiz gerekiyor. Kadın gazetecilerin bu konuda sessiz kalmasını, hele hele bazı kadın meslektaşlarımın çıkarları uğruna bu durumu görmezden gelmesini kabul etmiyorum.
Kadınlar erkeklerin biçtiği rollere girmek zorunda değildir. "Gelen kadın görsün" gibi bir ifadeyle Sivas'ın kadınlarını değersizleştirmek kimsenin hakkı değildir. Sivas'a gelenler sağlıkta, eğitimde, sanayide, medyada, iş dünyasında çalışan, üreten, emek veren birçok kadın görebilirler. Sivas’ın kadınları her alanda varlık gösteriyor ve kendi başarılarıyla yükseliyorlar.
Ama bir gerçek var ki, kadınlar sadece kadın düşmanlığıyla değil, kadınlığının farkında olmayan, kadınlığının değerini bilmeyen ve suskun kalan kadınlarla da mücadele etmek zorunda kalıyor. Kadınlığını ayaklar altına alan, hakkını savunmayan, bu tür söylemleri yok sayanlara da buradan sesleniyorum: Suskunluğunuz sizi güçlü yapmaz, aksine değerinizi kaybettirir.
Ancak kendi değerini bilen, kadın kimliğinden ödün vermeyen, hayatı için çabalayan, emek veren tüm kadınlarımızla gurur duyuyorum. Sizlerin her zaman yanındayım. Ve bir kez daha söylüyorum: Biz kadınlar buradayız, her alanda varız ve kimse bizi değersizleştiremez!
Ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün "Kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın." sözleri, Türk kadınının gücüne ve onuruna verdiği değeri net şekilde simgeliyor. Atatürk’ün bu sözü, biz kadınların yalnızca toplumda varlık gösterme hakkımızı değil, aynı zamanda hakkımız olan yeri, saygıyı ve adaleti talep etmemiz gerektiğini de ortaya koyuyor. Unutulmamalıdır ki; biz kadınlar her alanda varız, kendi değerimizi biliyor, başkalarının bizi tanımlamasına izin vermiyoruz. Kimse, ne söylemleriyle ne de duruşlarıyla, bizi ne küçümseyebilir ne de yok sayabilir.
Biz kadınlar, susanlara, bizi yok sayanlara ve değersizleştirmeye çalışanlara karşı durarak her geçen gün daha da büyüyeceğiz. Ve sizler, kadınlar hakkında konuşurken dilinize, söylemlerinize dikkat edeceksiniz!