“Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin!” diyen kişiye biz Türk kadınlarının minnet ve özlem duymaması mümkün mü?
Düşünün ki, bir millet savaş içerisinde topyekün düşmanlar dört bir yandan saldırıyor, elde avuçta yok, millet umutsuzluğa düşmüş durumda. Kim derdi ki bu milleti bir subay kurtaracak? O subay ki, askeri ve diplomatik başarıları, aldığı modern kararlar ile Türk tarihinde benzeri olmayan liderin ta kendisi.
Henüz yeni kurulan bir devlet, daha ayağa kalkamadan yaralarını saramadan milletin bütün ihtiyaçlarını düşündüğü gibi, geçmişten bugüne değersiz kılınan kadını da unutmadı.
Medreselerde sadece erkeklerin gördüğü eğitimi kabul etmeyip kadınlara da eğitim hakkını verdi. “Kadınlarımız eğer milletin gerçek anası olmak istiyorlarsa, erkeklerimizden çok daha aydın ve faziletli olmaya çalışmalıdırlar.” sözüyle de kadınların eğitimine vurgu yapmıştır. Bugün biz kadınlar eğer eğitim alabiliyor, okullara gidebiliyorsak bunu hepimiz ona borçluyuz.
Bugün bile bazı ülkelerin kadınlara seçme ve seçilme hakkını yeni layık görmesi hatta kimi ülkelerdeki kadınların hala bu hak için mücadele ettiği bir dünyada, ne şanslı kadınlarız ki bizlere bu hakkı 88 yıl önce verdi.
Yasalardaki erkeklerin üstünlüğünü yıkıp, kadınlara hak ettiği değeri veren önderdir. Hala toplum tarafından alışagelmiş çok eşlilik var iken, o 96 yıl önce kadınlara resmi nikâh ve tek eşli evlilik hakkını tanıyarak evlilik akdini devlet güvencesi altına aldırmıştır. Toplumumuzun kanayan yarası evlenme veya boşanmakta olan kadınların söz hakkını yok sayıp mağdur eden insanlar hala aramızda barınırken, yıllar öncesi kadının fikirlerine ve haklarına önem verecek kadar ileri görüşlüdür.
“Ey Kahraman Türk Kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın…” sözleriyle bu milletin kadınlarına verdiği değeri gösteren ve biz kadınlara güvenen o çağdaş lideri sizler de çok iyi tanıyorsunuz. Evet, Mustafa Kemal Atatürk’ün ta kendisinden bahsediyorum. Bugün 10 Kasım. Gazi Mustafa Kemal’in vefatının 84. Yılında saygı, sevgi ve özlemle anıyorum. Ve yazımı şu cümle ile bitirmek istiyorum;
Ne mutlu bir Atatürk yetiştiren Türk kadınına ve ne mutlu ona sahip olan Türk milletine…
SAYGIYLA, ÖZLEMLE…
Melda GENEŞ
Yorumlar