Sivas Haberleri
SİVAS
00:00:00
Sahur vaktine kalan
Sivas
Orta şiddetli yağmur
8°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
37,9672 %0.04
41,5169 %0.51
Ara
Sivas Memleket Ankara 4 binde bir görülen DMD hastalığına yakalanan adam diğer hastalara umut oluyor

4 binde bir görülen DMD hastalığına yakalanan adam diğer hastalara umut oluyor

4 BİNDE 1 GÖRÜLEN DUCHENNE MUSKÜLER DİSTROFİ (DMD) HASTALIĞINA SAHİP OLAN ÖZYİĞİT, HAYATA POZİTİF BAKIŞ AÇISIYLA DİĞER HASTALARA UMUT OLUYOR.

Ankara’da 4 binde 1 görülen Duchenne Musküler Distrofi (DMD) hastalığına yakalanan Çağlar Özyiğit, hayata pozitif bakış açısıyla diğer hastalara umut oluyor.

Distrofin genindeki mutasyon sonucu kasların bütünlüğünü sağlayan distrofin proteinin üretiminde bir azalma ve bozukluk meydana gelmesiyle görülen DMD hastalığı, 4 binde 1 görülüyor. 3 ile 5 yaş arasında tanı koyulabilen hastalıkta omuz ve kalça kuşağı kaslarında tutukluk, hastaların kaslarında güçsüzlük, yorgunluk, sık düşmeler, kramp, ağrı, ileri dönemlerde yürümede bozulma ve omurgada eğrilik gibi belirtiler görülüyor. Hastalar ilerleyen yaşlarda tekerlekli sandalyeye bağımlı hale gelerek, solunum desteği cihazına ihtiyaç duyuyor.

Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Nöromusküler Hasar Rehabilitasyon Kliniği’nde tedavi gören DMD hastası 35 yaşındaki Çağlar Özyiğit, 7 Eylül Dünya Duchenne Farkındalık Günü dolayısıyla İhlas Haber Ajansı’na (İHA) özel açıklamalarda bulundu.

“Daha çok insanlar duyarsız oldukları için onlarla savaşıyoruz”

3 yaşında kendisine DMD tanısı konulduğunu ve hastalığın kendisini çok fazla yormadığını ifade eden Özyiğit, “Daha çok insanlar duyarsız oldukları için onlarla savaşıyoruz. Mesela ‘Bu halinle ne işin var dışarıda’ diyorlar. Otobüs şoförleri bazen almıyor, ‘Sizi alamayız’ diyorlar. Mücadele ediyoruz. Hastalıkla sorun yaşamıyoruz, daha çok ulaşımda sıkıntı yaşıyoruz. Metro asansörlerine erişemiyoruz, bozuk oluyor genellikle. Birçok DMD hastası arkadaşımın aileleri onları dışarı çıkarmıyor, okullarına göndermiyorlar. Nasılsa tedavisi yok diye aileler çocuklarını sosyal hayata çıkarmıyor” diye konuştu.

“Mesela konserlere giderim”

Hastalıkla mücadele etme noktasında moralini sürekli iyi tuttuğunu ve diğer DMD hastalarına da bunu tavsiye ettiğini dile getiren Özyiğit, “Mesela konserlere giderim. Üniversite okuyorum. Fizik tedavi bizim için çok önemli. Ailemle sürekli fizik tedavi yapıyoruz. Bu hastalıkta bakım çok önemli” dedi.

“Dışarıda insanlar baktığı için aileler çocuklarını dışarı çıkarmak istemiyor”

Kendisi gibi aynı hastalığa sahip birçok arkadaşının ailesi tarafından dışarı çıkarılmadığını vurgulayan Özyiğit, sözlerine şöyle devam etti:

“Dışarıda insanlar baktığı için aileler çocuklarını dışarı çıkarmak istemiyor. Okullarda sağlıklı olan aileler, ‘Bu çocuğun burada ne işi var’ diye okul müdürlerine şikayet ediyorlar. Ailelere çocuklarını dışarıya çıkarmalarını tavsiye ediyorum. İnsanların böyle davranması üzüyor. ’Hastaysan burada ne işin var’ diyorlar. İnsanlarda hastaysan evden dışarı çıkmayacaksın mantığı var. Bu yüzden insanların daha duyarlı olmasını istiyoruz. Ailelerin çocuklarını dışarı çıkarmasını istiyorum. Fizik tedavi ve özel eğitimlere götürmesini, ilaçlarını düzenli vermelerini istiyorum.”

“Hayat kalitelerini arttırmak için düzenli hastane takiplerinin yapılması ve rehabilitasyona önem verilmekte”

Hastalığın tedavisinde temel yaklaşımın hastalığa bağlı olarak gelişen komplikasyonları geciktirmek ve önlemek olduğunu dile getiren Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi Nöromusküler Kliniği’nde görevli Prof. Dr. Müyesser Aras, “Burada tabii rehabilitasyonun önemi çok fazla. Özellikle rehabilitasyon da bir ekip işi. Çağların ailesinde olduğu gibi bu rehabilitasyonun çok önemli bir parçası. Hastaların hem bakımı hem de rehabilitasyon sürecinin iyi yapılması ve takiplerinin de kontrollü şekilde yapılması ile hastalarımızın yaşam süresinin 40’lı yaşlara kadar uzadığı belirtilmiş. Özet olarak söylemek gerekirse rehabilitasyon sürecinde hastaların yaşam süresini uzatmak hem de hastaların yaşamı boyunca hayat kalitelerini arttırmak için düzenli hastane takiplerinin yapılması ve rehabilitasyona önem verilmekte. Bunun yanında hastalarımızın evlerinde de uygun yaşam süresinin sağlanması gerekir. Bu uygulamaların yapılabilmesi için ise öncelikle hasta ailelerin eğitimi de çok önemlidir” ifadelerini kullandı.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *