Sivas Haberleri
SİVAS
00:00:00
İmsak vaktine kalan
Sivas
Hafif yağmur
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
38,0132 %0.2
41,6933 %-1.11
Ara
Sivas Memleket SİYASET SİVAS’A SÖZ

SİVAS’A SÖZ

Ekonomi Masası’nı Sivas’ta toplayan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)’nin Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Sivas’ın tamamını Özel Cazibe Merkezi kapsamına alacakları sözünü verdi.

HANİFE KANAT

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak başkanlığındaki Ekonomi Masası Heyeti dün Sivas’a gelerek Sivaslı iş insanlarıyla buluştu.

Programda sunum yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, “Bugün Türkiye’ye baktığımız zaman 2 tane krizi aynı anda yaşadığımızı görüyoruz. Birincisi Türkiye’nin 2007 yılından sonra izlediği büyüme modeli tamamen tıkanmış vaziyette ve Türkiye 2007 yılından itibaren dünyada kendine benzeyen ekonomilerden ayrışıyor. Bugün bu büyüme modelinin tıkanması karşımıza ekonomik kriz olarak çıkıyor. Ekonomik krizin göstergeleri de bozulan dış denge, yetersiz döviz rezerveler yüksek enflasyon ve niteliksiz büyüme. İkinci önemli sorunumuz tek adam rejimi ve bunun devlette yol açtığı yönetim krizi. Ucube Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dediğimiz sistem devletin kurumlarında çok ciddi bir aşınmaya yol açtı. Artık kural kalmadı kral var. Bir gecede her şey değişebiliyor. Kurumsal kapasite devletin köklü kurumlar hızla aşınmış vaziyette. Yine Türkiye ile ilgili güvenilmez ortak algısı güçleniyor. Küresel fırsatları bugün dünyadaki küresel gelişmeleri pandemi sonrasındaki arz zincirlerinin dağılmasının ardından Türkiye’nin karşısına çıkan fırsatları da yitirme riskimiz var. Halbuki milletlerin nasıl zenginleştiğine baktığımız zaman kral yerine kural olmasına bağlı olduğunu görüyoruz. Burada kurumsal kalite endeksi ve birleşenleri dediğimiz bir endeks çıkarttık bunların çeşitli bileşenleri var her bir bileşende en iyi olan ülkeyi tespit ettik. Buna bizim de üyesi olduğumuz kalkınma için Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’ndaki kriterleri koyduk. Bizimle en gelişmişler ve OİSD dediğimiz kalkınma için ekonomik İşbirliği teşkilatı üyesi ülkeler arasında çok ciddi farklar var. Kurumsal kalite ve kişi başına düşen gelir arasındaki ilişkiye baktığımız zaman kurumsal kalite ne kadar iyiyse kişi başına gelir de o kadar iyi olur. Neden kral değil kural olmalı? Bunun en güzel örneği organize sanayi bölgeleriyle ilgili anlatılanlar. Sivas’ta 3 tane organize sanayi bölgesi var. Yine 2 tane de Şarkışla ve Gemerek ilçelerinde var. Ama devlet ‘Ben bunlardan birine Demirağ Organize Sanayi Bölgesi’ne özel cazibe merkezi statüsü veriyorum’ demiş. Çok açık söylüyorum işbaşına gelir gelmez yapacağımız işlerden bir tanesi Sivas’ın tamamını özel Cazibe Merkezi statüsüne kavuşturmak olacak. Türkiye’de bugün baktığımı zaman büyümeden söz ediliyor. Türkiye’nin gayrisafi yurtiçi hasılası 2011 yılının ikinci çeyreğinde de 827 milyar dolarmış şimdi de 827 milyon dolar. Bunun etrafında dalgalanıp duruyoruz. ‘büyüyoruz’ deniyor ya olan bu. Aslında doğruları yapabiliyor olsaydık bugün rahat rahat 1 buçuk milyon dolarlık gayrisafi milli hasılaya ulaşabilirdik. Ama maalesef ülkeyi ve ekonomiyi doğru yönetemedik. Ayrıca son dönemdeki gayrisafi yurtiçi hasıladaki artışlarında çok ciddi istatistiki sorunlar içerdiği kanaatindeyim. Büyüme kalitesiz. Neresinden bakarsanız bakın büyümenin hiçbir kalitesi yok. Birkaç kişiyi zengin eden ama ülkenin yüzde 90’ınından fazlasını fakirleştiren bir büyümeyle karşı karşıyayız. Hükümetin kendi açıkladığı rakamalar var. İşgücüne yapılan ödemelerin milli gelir içindeki payı muhtemelen rekor seviyede düşük. Bu durum ülkede büyümediğinin insanları zenginleştirmediğini söylüyor. Bu büyüme değil aslında şişme. Büyümenin kalitesinin bozuk olduğunu gösteren bir başka husus cari açıktaki olağanüstü artıştır. Bu büyüme aynı zamanda Türkiye’yi borca batırdığı için sürdürülebilir de değil. Baktığımız zamanda kurumsal altyapının adeta çöktüğünü ekonominin de şarampole yuvarlandığını görüyoruz. Ucube Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçtikten sonra Merkez Bankası’nın döviz kasası boşaldı. 128 milyar dolar buharlaştırıldı. 3 Hazine ve Maliye Bakanı, 4 Merkez Bankası başkanı, 5 TÜİK başkanını o koltuklarda gördük. Dünyada sıcak para azaldı, milleti borca batırıp sahte cennet yaşatma dönemi zaten 2007’den bu yana sürekli kapanıyordu. Ama buna rağmen bu oyunu sürdürme sevdası hükümette vardı. Bu oyunu sürdürebilmek için de kerameti kendinden menkul bir safsata ortaya atıldı. Sebep faiz sonucu ise enflasyon ve bunun sonucunda paramız pul oldu. Devlet iş âleminin kullandığı dövize tamamen hükmetmeye başladı. Her şey tek adamın iki dudağının arasından çıkan sözlere bağlı, istişare yok. Konuşma ve danışma yok. Bunun sonucunda ekonomide belirsizlik arttı. Güven kayboldu. İşsizlik yüzde 5 dediler orta vadeli programda 20223’te işsizlik yüzde 11.4 olacak dediler o da iki katına çıkmış vaziyette. Sonra çıkıp ‘2023 hedeflerini de tutturacağız. 2053 vizyonumuz.’ Sen taahhütlünü yerine getirememiş müteahhitsin. Senin bu işi bırakıp gitmen lazım. Gidip evinde oturman lazım ama sen hala 2053 vizyonu diyorsun. Ne 2053 vizyonu? Ne 2023 hedefi? Sonra, ‘enflasyon dışardan geliyor. Bizim yönetimimiz sonucunda değil’ diyor. Rusya Ukrayna’yı işgal etti. Ukrayna işgal altında ve Türkiye bunların komşusu. Rusya’da enflasyon yüzde 15, Ukrayna’da yüzde 22, Türkiye’de 80. Ne dışarıdan geliyor? Bal gibi içeriden geliyor. OISD ekonomilerinde 12 aylık enflasyon Türkiye’de yüzde 80, OISD ortalamaları yüzde 10 gıda enflasyonu Türkiye’de yüzde 95, OISD’de TÜİK’in makyajlı rakamlarıyla yüzde 13.3. Bu yüzdeler içinde hepimiz gözü kapalı uyurken yapılan zamlar yok. Sene başından bu zamana elektrik fiyatlarına bakın. Konutta yüzde 95’le 200 arasında zam yapmışlar. Bunun büyük kısmı da Nisan ayından sonra. Ticarethanelerde yüzde 192. Esnafın haline bir bakın. Sanayicinin durumu iyi ya yüklen sanayiciye. Onların oranı yüzde 322. Doğalgaz fiyatları konutta yüzde 164, ticarethanelerde yüzde 224, sanayide 273. Peki bu fiyatları neden bu kadar arttırdınız? Aynı dönemde dolar kuruna bakıyorum ve artış sadece yüzde 37. Yani Türkiye’de bir sorun var. Yöntemleri yanlış, gerekli rezervleri yok, zamanında gaz için anlaşmaları bağlamayarak hata yaptılar ve bugün Türkiye’de fiyatlar çok hızlı artıyor. OISD’nin üç katı hızlı artıyor. Bu kötü yönetim sonucunda dış kırılganlıklarımız da hızla artıyor. Cari işlemler dengesi bu yıl için hedefledikleri yüzde 18, 6’ydı. Daha ilk 6 ayda gerçekleşen 18 milyar 600 milyon dolardı. Daha ilk 6 ayda gerçekleşen 32 milyar 400 milyon dolar oldu. Bu borçlanma demek. Vadesi bir yıl içinde dolacak olan borcumuz 182 milyar dolar. Bunun 32’nin 50’lere geleceğini düşünün 180’nin üzerine koyun ve 230 milyar dolar dünyadan para bulmak zorundayız.  Bu arada merkez bankasının stoklarını çıkardığınız andan itibaren eksi 52 milyon dolar. Bu kötü yönetim sonucunda da milletimiz hak ettiği değeri alamıyor. Milletin cebinden 1 lira çıkmayacak dedik. İlk 7 ayda 61 milyar milletin cebinden faizi ödedik. Yani sonuç olarak bütçe uygulaması iktidarların tercihini gösterir. İktidarın tercihleri arasında çiftçi ve esnaf yok. Faiz lobileri var. Bunun içinde en son gelen büyüme rakamlarında diğer sektörler yüzde 1 büyürken bankacılık sektörü yüzde 3 büyüyor. Bu borçlara baktığımız zaman ülkede ilginç bir şey oldu. Borcun faizi anaparasını geçti.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin üstünlükleri olduğunu da vurgulayan Öztrak, “Sıkıntılar var, çok kötü yönetiliyoruz ama Türkiye’nin çok önemli üstünlükleri de var. Türkiye’nin 4 buçuk saatlik uçuş mesafesinde 58 ülkeye, bir buçuk milyar nüfusa 22 trilyon dolarlık bir pazara erişme imkanı veriyor. Bu kadar büyük pazar hiçbir yerde yok. Demografik fırsat penceremiz halen açık. Genç nüfusumuz artıyor. Dünyada ki yeni gelişmeleri doğru okuyabilirsek elimizde ki fırsatları doğru değerlendirebilirsek rahatlıkla orta gelir tuzağından çıkarız. Gelirimizi, refah seviyemizi Avrupa Birliği’ne yakınlaştırırız. Avrupa’nın ve bölgenin en büyük tedarik üstü olabiliriz. Refah ve demokrasiyle de küresel mutluluk endesinde en yukarılara tırmanabiliriz. Bunun için 3 yeniye ihtiyacımız var. Yeni kurumlar, yeni kurallar, yeni kadrolar. Yeni kurallar dediğimiz zaman güçlendirilmiş parlementer sisteme geçişi kastediyorum. Yeni kurumlar dediğimiz zamanda bu rejimin yıprattığı kurumların yeniden kurulmasını, ülkenin ve çağın ihtiyaçlarına göre de yeni kurumların kurulması gerektiğinden bahsediyorum. Yeni kadrolar dediğim zamanda bir an önce seçim yapılıp güven vermeyen liyakatsiz kadroların değişmesinden bahsediyorum. Yeni kurallar nasıl bir strateji içinde belirlenecek dersek biz CHP olarak 4 ayaklı bir strateji öneriyoruz. Bunun birinci ayağı herkesin adalete erişimini sağlayarak her düzeyde etkili, hesap verebilir ve kapsayıcı kurumlar oluşturarak demokrasiyi güçlendirmek can ve mal güvenliğini sağlamaktır. Ekonomiyi sıcak parayla şişiren değil verimlilikle gelişen büyüme stratejisine ihtiyacımız var. Ekonomide üretim odaklı bir yaklaşım izleyeceğiz ve verimliliği artırarak ülkemizi zenginleştireceğiz. Eğitim politikalarını çapın gerekliliğine göre yeniden şekillendirmek zorundayız. Dolaştığımız her ilde karşımıza çıkan en önemli sorun işsizlik. İnsanlar ‘işsiziz’ diyor. İş adamları da aradığımız iş gücünü bulamıyoruz diyor. Demek ki burada iş gücünü arz edenle iş gücünü talep eden arasında ciddi bir farklılık var. Bu da Türkiye’yi çok ciddi bir işsizliğe götürüyor. Bunu süratle değiştirmemiz lazım. Kamu ve özel arasında karar alma süreçlerinde yeni ve etkili bir kurumsal iş birliği sağlamak zorundayız. Her şeyi devlet bilmiyor artık. Özel sektörde çok şey biliyor. Hatta özel sektörün tecrübesi dışarıda devletten daha fazla olabiliyor. Bugün ülkenin yaşadığı sorunların arkasında planlama olmaması var. Katılımcı, etkili stratejiler ve planlamayla alt yapı kalkınmada dar boğaz oluşturmayacak şekilde yeniden tasarlanacak. Kapsayıcı ve sürdürülebilir sanayiyi destekleyeceğiz. Yenilikçi dijital alt yapıyı güçlendireceğiz, yeşil mutabakata ülkenin hızla uymasını sağlayacağız.” diye konuştu.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *