SADECE iSLAM’IN ŞARTLARINI BİLMEKLE MüSLüMANLIK OLUR MU?

İslam nedir?”

Sorduğumuz bu soruya aldığımız cevapları sizlerle paylaşmak isterim. Cevap veren insanlar toplumun farklı kesimlerinden. Öğretmen, İlahiyatçı, akademisyen, iş adamı, teknisyen, sanatkar, esnaf, tüccar, ev hanımı, sosyolog, psikolog, vs.

“İslam; Akla gelebilecek her türlü iyilik, güzellik, denge, adalet ve düzen dinidir!”

“İslam; İnsani ilkeler doğrultusunda hareket etmek, eşit hak, hukuk ve adaletin uygulandığı/uyulduğu, hiçbir şekilde kayırmacılığın olmadığı, barış ve huzurun sağlandığı, insanların kadınlı erkekli bu amaç doğrultusunda çalıştığı, birbirlerine veli olduğu bir ortam, aile, yayla, köy, kasaba, şehir, ülke, devlet, dünya demektir!”

“İslam insanın önce kendisiyle sonra tüm yaratılmışlarla (insan, bitki, hayvan, yeryüzü, kainat vb...) ve Rabbiyle barışık, sulh ve selamet içinde yaşaması için gerekli olan inanç, ibadet ve ahlaki ilkelerden oluşan bir hayat nizamıdır!”

“En başta Allah’tan başkasına kulluk edilmemesi, yalnızca Allah'a kulluk edilmesi ve asla zalimlerden olunmamasıdır İslam!”

“Ahlaklı, erdemli ve insanca kalabilmektir İslam!..”

"Yanlışa isyan, hakka teslimiyet ile efendisiz bir dünyada özgür olmanın yoludur İslam!.."

"Tevhid, barış, ahlak, adalet, teslimiyet, samimiyet, dürüstlük, güzel davranışlar ve sorumluluk bilincidir İslam!.."

"Yaratanın yaratıp irade verdiği varlık olan insanı bu dünyada ve ahirette mutlu edecek kurallar bütünüdür İslam!.."

"İslam; insanların dünya ve ahiret hayatında huzurlu bir yaşam sürmeleri için Allah tarafından peygamberleri vasıtasıyla göndermiş olduğu bir hayat nizamıdır!"

"İslam; insan onur ve haysiyetini tesis etmek ve o minvalde yaşanmasını sağlamak için gönderilmiş kurallar bütünüdür!"

Aliya İZZETBEGOVİÇ’in dediği gibi iyi, doğru ve güzel olan her şey İslam ise İslam’da en son ve hak din ise peki ona tabi olan Müslümanlar nerede?

Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ derki; "Bugünlerde mü'min ve Müslüman olan her insanın kendisiyle, nefsiyle ve kalbiyle başbaşa kaldığında mutlaka Kur’an’ın hepimize yüksek sesle sorduğu şu soruyu sormalı: ‘Nereye gidiyorsunuz?’. Rabbimizin nimetlerle donatarak hepimize ikram ettiği ortak evimiz, ortak yurdumuz olan dünyamızı ne hale getirdik!”

Ne dersiniz?

Hepimizin ortak yurdumuz olan dünyayı birileri tarumar ederken ahlaklı, erdemli ve insanca kalmayı başarabilmiş/becerebilmiş müslümanlar nerede?

Kendilerini neden hayır ve iyilik yolunda aktif/etkin/öznel konuma getirmezler?

Sürü psikolojisinden kendilerini kurtarıp, mehdi beklemek gibi bir garabetten kendilerini neden kurtarmazlar?

Neden, zulümle, şirkle, cehaletle, ırkcılık denilen illetle, hurafe ve batıl inançlarla topyekün mücadele etmezler? Daha önce bir köşe yazımda şöyle bir başlık atmıştım:

“İmanı emana, İslam’ı selama ve tevhidi vahdete dönüştürecek müslümanlar nerede?” diye sormuştum.

Şimdi ise farklı bir soru ile konuyu nihayete erdirmek istiyorum:

İslam eşittir fıtratsa, fıtrata yatırım yapan, vicdanını diri tutan, ev ev gönül gönül merhamet iklimi oluşturan “Ben Müslümanım!” diyen kimseden daha güzel kimse kim olabilir ki?

YORUM EKLE