Restorasyonda sona yaklaşılıyor

Dünyadaki sayılı tarihi yapılar arasında yer alan ve UNESCO’nun da kayıt altına aldığı Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası’nda tadilat ve onarım çalışmaları Bilim Kurulu’nun öncülüğünde yürütülüyor. Tarihi yapıda yürütülen çalışmalar hakkında bilgiler veren Divriği Belediye Başkanı Hakan Gök, restorasyonun 1,5 yıl içerisinde bitirilmesinin planlandığını, çalışmaların bitmesi halinde içerisinde kale, tarihi köprüler, kümbetler, hamamlar, tarihi bedesten ve kiliselerinde olduğunu 140 dönümlük alanın açık hava müzesine dönüştürüleceğini paylaştı.

Restorasyonda  sona yaklaşılıyor

MEHMET TIRPAN

Divriği Belediye Başkanı Hakan Gök, Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası’nın restorasyonunda sona doğru yaklaşıldığını, 1,5 yıl sonra Ulu Cami’nin ziyarete açılacağını, 1985 yılında UNESCO’nun koruma altına aldığını eserle Divriği Kalesi’ni de bütünleştireceklerini aktardı.

Üzerinde binlerce farklı motif bulunan ve eşsiz taş işçiliği ile yapılan eserin biran önce ayağa kaldırılması noktasında yavaş yavaş sona gelindiğini aktaran Belediye Başkanı Hakan Gök, “Tarihi yapı aslına uygun ve kimliği kaybolmadan restore edilsin istiyoruz. Bu konuda özel bir Bilim Kurulu da var. Eser üzerinde titizlikle onarım ve tadilat yapılıyor. 1,5 yıl içerisinde restorasyonun bitirilmesi planlanıyor. Restorasyon bittiğinde ziyaretçilerimiz rahatlıkla Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası’nı gezebilecekler. Ulu Camimizi Divriği Kalesi ile bütünleştireceğiz. Yaklaşık 140 dönümlük bir alanı Mengücek Medeniyetler Müzesi haline getirilecek.” dedi.

140 dönümlük alanın içerisinde kale, tarihi köprüler, kümbetler, hamamlar, tarihi bedesten ve kiliselerinde olduğunu, Divriği’ye gelindiğinde insanların geçmişini çok net bir şekilde görebileceğini hatırlatan Başkan Gök, “Bir çok kentin kimliği kayboldu. Bir kentin gelişmesi, kültürü, geçmişi ve tarihi yapıları ile birlikte olursa kıymetli oluyor. Divriği ilçemiz bu anlamda halen öz kimliğini koruyor. Divriği’nin tanıtılması noktasında özel bir arkeolog alacağız. Ulu Cami ve Darüşşifası’nı insanların gerçekten öğrenmesini arzuluyoruz. Tarihi yapının üstünde binlerce motif olmasına rağmen hiç birinin diğer bir motife benzemediğini öğrendiğinizde ve bu durumu kendi gözünüzle gördüğünüzde anlıyoruz ki atalarımız çok kıymetli bir eser yapmış. Yine farklı dinlere mensup insanlar akıl hastalarını yok sayarken biz Kur’an ve su sesi ile Ulu Cami’de tedavi etmeye çalışmışız. Tarihi geçmişi oldukça önemli olan eserlerimizi ortaya çıkarmak ve bu eserlerimizi insanlara tanıtmayı arzuluyoruz. Koruma amaçlı revize planımızda var. Yeni yerleşim yerleri tarihi dokulardan uzakta olacak. Tarihi dokuların korunmasına da hep birlikte destek olacağız.” ifadelerini kullandı.

Katıldığı programda ilçedeki yatak kapasitesini de 300’e çıkardıklarını ve tarihi konakları dinlenme alanına uyarladıklarını da sözlerine ekleyen Başkan Gök, “Pandemi öncesi 100 bin turist ilçemize geliyordu. Pandemiden sonra insanların yaşam tarzı değişti, ekonomik sıkıntıya girdiler. Turlar durdu ziyaretçi sayımız azaldı. Salgın bitti akaryakıt fiyatları artınca insanlar gezmeyi bıraktı. Yavaş yavaş toparlanma başladı. Son yıllarda farklı bir kültür turizmi oluşmaya başladı. İnsanlar sadece deniz değil de kültür turizmine önem vermeye başladı. İnsanlar artık geçmişini araştırıyorlar. Ulu Cami’yi ve konakları gezen duygulanan çok insanları gördüm. Umuyoruz ki önümüzdeki yıllarda Divriği doğa, inanç ve kültür turizmi noktasında merkez olacak. Halkımızda bu yeniliğe açık.” şeklinde konuştu.

DİVRİĞİ ULU CAMİ HAYRAN BIRAKIYOR

Özellikle namaz kılan kadın ve erkek ve kadın siluetleri ile kendine hayran bırakan eşsiz yapının geçmişi Hititler dönemine kadar iniyor. Ahmet Şah ve eşi Turan Melek tarafından camisi ile birlikte 1228-1229 yıllarında yaptırılan caminin bir bölümünün geçmiş yıllarda şifa hane olarak da kullanıldığı bilinmekte. Gayrimüslimlerin insan katlettiği salgın dönemlerinde şifa dağıtılan Ulu Cami’de aynı zamanda akıl hastalarının da su sesi ile sağlıklarına kavuşturulduğu bilinmekte. Caminin asıl ana giriş kapısı olan ve Cennet Kapısı da olarak adlandırılan heybetli kapının üzerinde Kuran’ı Kerim’de geçen cennet ayetleri, laleler, güller ve sarmaşık motifleri yer alıyor. Kapının üzerinde yine Hayat Ağacı motifi ve sonsuzluğu işaret eden botanik bahçeler yer alıyor. Tamamı ile cennetin güzelliklerini anlatıldığı kapıda ayrıca insan organlarının şekilleri de yer alıyor. Türkiye’de UNESCO’nun ilk listesine giren eserin cennet kapısında cehenneme de kazan şeklinde yer verilmiş. Cehennemin boş ve ateşten ibaret olduğu olduğunun vurgulandığı yapıda insanlara dinimize uygun yaşamaları belirtilmiş.

SİVAS MEMLEKET

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner20