MEHMET TIRPAN
Vakıflar Bölge Müdürü Cemal Karaca, Gök Medrese’yi ulusal yayın yapan bir televizyon kanalında profesyonelce anlatarak, izleyicileri adeta nadide eserin yapıldığı günlere doğru yolculuk yaptırdı.
Tarihi yapıyı inşa eden mimarın dahi ismine yer verildiği Gök Medrese’nin mimarisi ve geçmiş yıllarda ne amaçlı olarak kullanıldığı hakkında bilgiler veren Karaca, “Gök Medrese de dil, din ve ırk ayrımı yok. Herkes kendisinde ne varsa onu paylaşıyor. Kimin ne sanatı ve hüneri varsa bu eserde ortaya koyuyor. Bu tarihi yapı son 5-6 yıl içerisinde Vakıflar Genel Müdürlüğümüz uhdesinde yeniden restore edilerek günümüzde yeniden kapılarını halka açtı.” dedi.
Gök Medrese’nin tek bir amaçla kullanılmadığını geçmişte bir çok amaçlı kullanıldığını da hatırlatan Bölge Müdürü Karaca, “Gök Medresesi’ne sadece ilim merkezi diyebiliriz. Geçmiş yıllarda burada yetişen insanlar İstanbul’daki Fatih Medreseleri’ne gönderilirmiş. Orada artık icazeyi tamam ederlermiş. Burada yazılmış çok eski kitaplarımızda mevcut. Yine eserin yan tarafında bulunan taşlar şehirdeki taşlar. Bu yapıya uygun değil. Restorasyon zamanında bu taşları ölçtük ve bu medreseye uygun olmadığını tespit ettik. Büyük hocalarımızdan istifade ettik taşların üzerine Ayet’el Kürsi yazılmış, bu tarihi taşları da burada sergiliyoruz. Binanın korunması adına tarihi yapının köşesine yapılan devasa yapıya payanda diyoruz. Bu payandanın üzerindeki palmetler ve rumiler Selçuklu’nun kullandığı bir sanatla taşa işlenmiştir. Bitkilerden faydalanılarak yapılan motiflerdir. Minare kısmındaki çinilerde esere eşsiz bir görüntü katmakta. Yapıdaki çoğu parça orijinal, biz sadece işlevini yitiren bilezik diye adlandırdığımız taşları yeniledik. Yapının orijinalini korumaya ciddi önem gösterdik. Yapı içerisinde mescidimiz var. Bu mescidimizin üzerindeki kitabelere ‘Allah’ın mescitlerinde Allah’tan başkasına dua etmeyiniz’ ibaresi var. Yine kıraat ilimlerinin, hafızların yetiştirildiği odamızda var. Tarihi yapı içerisindeki odalar ve hücrelerin her biri ayrı bir amaca uygun tahsis edilmiş. Bina yapılırken hangi odada ne yapılacağı planlanmış. Yapının orta kısmında bulunan öğrenci odalarında bir çok insan yetiştirilmiş. Tarihi eserimizin geçmişine uygun günümüzde hizmet vermesi adına da Cumhuriyet Üniversitemizle bir protokol yaptık. Akademik çalışma, yüksek lisans ve doktora yapanlara burada üç tane sembolik olarak oda ayarladık. Dini ilimlerden yer verilmesi ve bu tür programların gerçekleştirilmesine de zemin hazırladık. Yani Gök Medrese’yi yaşayan bir müzeye dönüştürdük.” ifadeleriyle tüm dünyaya tanıttı.