MEHMET TIRPAN
Anadolu’nun göz bebeği olan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’nda restorasyon yeniden başladı. Anadolu Selçuklu Devleti'ne bağlı Mengücek Beyliği döneminde Süleyman Şah'ın oğlu Ahmet Şah tarafından, Darüşşifa ise eşi Melike Turan Melek tarafından yaptırılan Ulu Camideki restorasyonun bu yıl bitirilmesi planlanıyor. Baş Mimarı Ahlatlı Hürrem Şah olan tarihi yapının en kısa sürede tam anlamıyla ziyaretçilere açılması bekleniyor.
UNESCO’nun Dünya Miras Listesine de kayıtlı olan Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası’nda yürütülen çalışmalar hakkında bilgiler veren Vakıflar Bölge Müdürü Cemal Karaca, “Restorasyon başladı. Endüksiyon basımları devam ediyor. Sürekli bir personelimiz yapılan iş ve işlemleri takip ediyor. Mevut durumda şuanda binaya dokunmak oldukça sıkıntılı bir iş. İlim adamları şuanda geldikleri nokta, mevcudu muhafaza etmek ve çürüme yapan yerleri yeniden iyileştirmek. Onun dışında ana bina ile ilgili oynamalar yoktur.” dedi.
EŞSİZ ESER ARTIK AYAĞA KALDIRILMALI
Cumhurbaşkanlığının himayelerinde bulunan Divriği Ulu Cami’nin acilen ayağa kaldırılması bekleniyor. 01 Ocak 2015’te restorasyon sürecine giren ve 2020 yılında bitirilmesi beklenen onarım çalışmaları aradan 7 yıl geçmesine rağmen bir türlü bitmek bilmedi. Geçtiğimiz yıllarda ihaleyi alan firmaların bazıları ya işi bıraktıp kaçtı yada işi fesh ettiler. Üzerinde binlerce farklı motif bulunan ve eşsiz taş işçiliği ile yapılan eserin biran önce ayağa kaldırılması elzem hale geldi.
GÖRMEDEN ÖLME SLOGANI İLE TANITILIYOR
Eşsiz eserin etrafının çelik kafesle çevrilmesinin ardından bölgeye giden yerli ve yabancı turistlere ‘Görmeden Ölme’ sloganı ile tanıtılan Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası ile ilgili bölge halkının da sürekli Cumhurbaşkanlığı’na mektuplar yazdığı biliniyor. Dünya’da eşi benzeri olmayan ancak etrafı ve üst kısmı iskele ile çevrilen caminin biran önce esaretten kurtulması ciddi önem arz ediyor.
NAMAZ KILAN ERKEK VE KADIN SİLÜETLERİ HAYRAN BIRAKIYOR
Günün belli saatlerinde dünya da eşi benzeri olmayan eşsiz eserinin kapılarından güneşin yansıması ile birlikte ortaya çıkan namaz kılan kadın ve erkek siluetleri bilim insanlarını bile hayrete düşürüyor. Bir çok insan bu eşsiz eseri görmek ve incelemek için Avrupa ülkelerinden Sivas’a geliyor. Özellikle Çin’li araştırmacılar her yıl bölgeye akın ederek çok detaylı fotoğraf makineleri ile fotoğraflar çekip yapıyı derinlemesine inceliyor. Bir çok bilim adamının da incelediği yapının üzerinde bulunan bir çok işaretin ve çizimlerin ise halen anlamları çözülmüş değil.
İNSANLARIN KATLEDİLDİĞİ DÖNEMDE ŞİFAHANE OLARAK DA KULLANILMIŞ
Geçmişi Hititler dönemine kadar inen, Ahmet Şah ve eşi Turan Melek tarafından camisi ile birlikte 1228-1229 yıllarında yaptırılan caminin bir bölümünün ise şifahane olarak da kullanıldığı biliniyor. Gayrimüslimlerin insan katlettiği salgın dönemlerinde şifa dağıtılan Ulu Camide aynı zamanda akıl hastalarının da su sesi ile sağlıklarına kavuşturulduğu bilinmekte.
CAMİNİN CENNET KAPISINDA CENNETİN TÜM GÜZELLİKLERİ MOTİFLERLE ANLATILIYOR
Caminin asıl ana giriş kapısı olan ve ‘Cennet Kapısı’ olarak bilinen heybetli kapının üzerinde Kuran’ı Kerim’de geçen cennet ayetleri, laleler, güller ve sarmaşık motifleri yer alıyor. Kapının üzerinde yine hayat ağacı motifi, sonsuzluğu işaret eden botanik bahçeler yer alıyor. Tamamı ile cennetin güzelliklerini anlatıldığı kapıda ayrıca insan organlarının şekilleri de yer alıyor. Türkiye’de UNESCO’nun ilk listesine giren eserin cennet kapısında cehenneme de kazan şeklinde yer verilmiş. Cehennemin boş ve ateşten ibaret olduğu olduğunun vurgulandığı yapıda insanlara dinimize uygun yaşamaları belirtilmiş. Yapının tüm taç kapılarında yine üç boyutlu, asimetrik, bitkisel ve geometrik figürler yer alıyor.