ERZİNCAN SIKIYÖNETİM CEZAEVİ

Erzincan sıkıyönetim cezaevi şimdiki cezaevinin alt tarafında büyük depremde yıkılan eski Erzincan’ın yerine yapılmış. Ortasında 50 metrelik bir boşluk ve dört bölümden oluşan bir bina. Birinci bölümde idareciler, ikinci bölümde tarafsızlar veya yeni gelenler kalıyor. Üçüncü ve dördüncü bölümlerde ise tutuklu solcular veya sağcılar kalıyor.

İlk vardığımızda solcu gençle beraber altı kişiyi yani bizleri ikinci bölüme aldılar. Bizden evvel iki kişi vardı, bizimle beraber sekiz kişi olduk. Yeni arkadaşlarımızdan birisi Ali isminde Erzincanlı birisi, genç yaşına rağmen 120 kilo ağırlığında. Ağzından sigara düşmediğine göre dudak tiryakisi herhalde. Sigara bitip dudağı yanmaya başlayınca yeni sigarayı dudağına alıyor, yarım santim bile kalmayan izmaritinen yeni sigarayı yakıyordu.   İkinci arkadaşımız Ahmet isminde bir köy delikanlısı. Yanık bir sesi var, arada bir elini kulağına atıp ilk defa duyduğum “Mihrali bey türküsünü söylüyor.

 “Mihrali beyim vardımola Yemene.

Çadırları kurdumola çimene,

Od düştüğü yeri yakar kime ne.

Yemene de Mihrali beyim Yemene.

Mahallede diğer adı da “Başbuğ” olan bizim berber Hüseyin içerde de boş durmuyor: Bizimle beraber Sivas’tan gelen solcu genci ülkücü yapmak için ha bire milliyetçiliği anlatıyor. İçimizde en kâmilimiz olan Rıfat emmi çok endişeli. Sivas ağzıyla: “Üsüyün gardaş s-ki-ni yiyim, no lur ahıllı dur da şuradan bir gurtulah. Senin için Suvas’ın bütün gençlerini ülkücü yapacağım” diyor. Rıfat emmi tedbiri elden bırakmıyor. Bana dönerek kısık sesle “Bekir Hoca aramızda yabancı insanlar var, ne olur, ne olmaz. Birimiz gece yarısına kadar, diğerimiz de sabaha kadar uyumayalım, sırayla nöbet tutalım” diyor.

Böylece cezaevinde ilk geceyi tarafsızların koğuşunda geçirdikten sonra bizi sağcıların koğuşuna aldılar. İçeri girer girmez birçok arkadaşın orada olduğunu görüyoruz. M.H. P eski gençlik kolları başkanı Erdoğdu Pasinli, eski ocak başkanı Yusuf Özkan, rahmetli Necati Tanış, rahmetli Faruk Kaya, Salih Tan, Rahmetli Bakko Nizamettin Erdemli buradalar. Yine Rahmetli kör Nezih Ekici, Mehmet Öç te orada. Sivas olayları suçlusu olarak tutuklanan Alahacılı Ahmet Emmi, kardeşi çolak Hüseyin, mahalleden komşumuz, içerinin en yaşlısı Hüseyin Keklik dede, Kazim Keskiner ve amcaoğlu Osman keskiner, Kadir emmi, sivil cezaevinde hanımı orloncu Emine, kara Mehmet (Aşık) ve daha bir çok kişi içerdeler. 

Yeni arkadaşlar ile tanıştık, kaynaştık. Bir tarafımda Karasarlı Kasım Hatip var, bir yere bomba atmış diye suçlanıyor. Diğer tarafımda Koyulhisar’lı Cengiz Keltek yan yana ranzalarda yatıyoruz. Cengiz kardeşim de yirmi dört arkadaşıyla beraber Koyulhisar’dan gelmiş, dört aydır suçsuz, günahsız yatıyorlarmış. Daha başka renkli simalarda var. Mehmet Çetinkaya, namı diğer deli Mehmet ve Fertelli deli Murat. Ağzından hiç düşürmediği bir türküsü var:

“İlimon ektim taşa ilimon yar aman.

Aman bitmedi kaldı kışa vay-vay,

Kız ben seni alırım ilimon yar aman.

Aman mahpusluk geldi başa vay-vay.

O günler de Sivaslı ülkücü gençlerden biri tutuklu gelmişti. Şu anda ismini hatırlamıyorum, mühendislik okumuştu. Çok ta güzel keman çalıyordu. Fertelli bu genci almış, tuvaletlere giden koridorun sonunda ki iç boşluğa açılan kapının yanına nöbetçi yapmış. Bir de çaputlara sardığı yarım kiloyu tabancadır, aman kimseye deme diyerek beline takmış orada bekliyor. Abdest almaya giderken baktım sağ eli belinde genç orada bekliyor. Ne yapıyorsun canım sen burada” dedim. Nöbet bekliyorum abi, buradan solcuların bize saldırma ihtimali varmış” diye cevap verdi.

Bende dedim ki: Peki, saldırdılar diyelim onları durduracak bir şeyin var mı” dedim? Kısık bir sesle var abi, kimseye deme diyerek sağ eliyle tuttuğu beline işaret etti. Ne var orada bir bakalım diye yaklaşınca, “yok olmaz abi Murat abi kimseye gösterme diye tembihledi” dedi. Kurbanım burası cezaevi, burada silah felan olmaz, seni kadırmışlar aç bakayım onu deyince, üzülerek açtı, yarım kilo ile namlu yerine de bir ağaç parçası çıktı. Keşke açtırmasaydım, gencin zoruna gitti, benim ülkücü abilerim bana bunu yapmayacaklardı diyerek ağlamaya başladı. Böyle tatlı şakalar cezaevinde çok yapılırmış bizde öğrenmş olduk.

Bu arkadaşında tutuklanma nedeni, bir arkadaşının Sivas ordu evinde düğünü oluyormuş. Damadı onura etmek için Başbuğ” gönderdi diye bir kutlama telgırafı okumuş. Sen Ordu evinde siyasi olan bir kişinin mesajını okudun diye bu genci tutuklamış ve cezaevine göndermişlerdi.

YORUM EKLE