MEHMET TIRPAN
İletişim Fakültesinde öğrenim gören öğrencilere ‘Toplumsal Cinsiyet ve Medya’ konulu seminer verildi. Seminerde ilk olarak söz alan Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sezer Yudalmaz, “Toplumsal Cinsiyet ve Kadın dersleri kapsamında her dönem doktora dersimi açıyorum. Uzmanlık alanım toplumsal cinsiyet değil ama özellikle toplumsal cinsiyet konusuna eğildim. Çünkü uzmanlık alanım Aile içi şiddet olduğu için ve bunun toplumsal cinsiyetle bağımsız olmadığını okudukça görüyoruz ve biliyoruz. Toplumsal yaşamın her alanında bize hissettirilen bir durum aslında toplumsal cinsiyet ayrımcılığı. Medya da artık günlük hayatımızın çok önemli bir parçası oldu. Toplumsal cinsiyet ayrımcılığının meşrulaştırıldığı araçlardan bir tanesi de medya. Toplumsal cinsiyet dediğimizde bu konunun cinsiyetçi bir boyutu var ve bu ayrımın her alanda yaşandığını biliyoruz. Meslek gruplarına göre de kadın erkek ayrımı yapılıyor. Bazı insanlar öğretmen ve hemşirelerin kadın olması gerektiğini, pilotların, doktorların, mühendislerinde hakimlerin erkek olması gerektiğini düşünüyor. Toplumsal cinsiyet aslında sadece erkekler ve kadınların uygun davranışı hakkında fikirlerden ibaret değil. Aynı zamanda erkeklerin ve kadınların sahip olduğu farklı güç düzeyleri ile de bağlantılı. Genelde toplumsal cinsiyetçi algıda aile düzeninde ekonomik kontrolün erkeklerde olması gerekir. Erkeklerinde toplumsal ve ekonomik anlamda kadınlardan daha güçlü olması beklenir. Hatta bu beklentilerin toplumun genelinin taşımasının nedeni sosyalleşme sürecinde bu yargıların kadınlara öğretilmesi ile alakalıdır. Günümüzde kadınların bir çoğu da bu algıda” ifadelerini kullandı.
“CİNSELLİĞİN SABİTLENEMEZ BİR DOĞASI VAR”
İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Dr. Özgür İpek ise, ‘Sinema ve Toplumsal Cinsiyet’ hakkında bilgiler verdi.
Toplumu ve sinemayı anlamanın yolunun sosyolojiden geçtiğini belirten Dr. Özgür İpek, “Cinselliğin sabitlenemez bir doğasının olduğunu söyleyebiliriz. İki cinsiyet arasındaki eşitlikten bahsedersek yine yargılar var. Cinsiyetler arasında akışkanlık değişkenlik çokluk ve çoğulluğu ortaya koyabilmeliyiz. Ortaya çıkan farklılıklarında kabulüne dayalı bir sitemin elde edilmesi sağlanmalı. Bu pencereden Sinemaya baktığımızda 1900’li yılların başında hem kadınlara hemde farklı cinsel yönelime sahip olanların sinemada kendilerine yer bulduklarını görebiliriz. 1960’lı yıllardan beri kadınların özgürleşmesi üzerine çekilmiş filmler var. 1980’li yıllarda yine aynı şekilde. Günümüzde de yine kadınların daha özgür davrandıkları filmlerde çekiliyor.” şeklinde konuştu
“ÇİZGİ FİLMLERDE ERKEK CİNSİYET BASKIN”
İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Dr. Zeynep Gültekin Akçay da, ‘Çizgi Filmler ve Cinsiyet Eşitsizliği’ hakkında öğrencilere sunum yaparak bilgi paylaşımında bulundu.
Çizgi filmler incelendiğinde erkek karakterlerin daha baskın görüldüğünün altını çizen Akçay, “Çizgi film dendiğinde çocukların bu filmlerden doğrudan etkilendiği söylenir. Yine medya da aynı şekilde çocukları etkiliyor. Çocuklar medya da ve çizgi filmlerde gördükleri karakterleri kendi cinsiyetleri olan karakterlerle ilk özdeşimi kuruyorlar. Orada gördükleri üzerinden elde ettikleri özdeşimle kamusal hayata bir hazır bulunuş başlar. Çizgi filmlerde kadın ve erkeklerin yer alma oranında çok ciddi bir eşitsizlik var. Yaratım karakterlerde de cinsiyet dağılımında karşımıza yine erkekler çıkıyor. Dünyada yapılmış en gelişmiş çalışma 24 ülkede karşımıza çıkıyor. Yaklaşık 26 bin 342 çizgi film karakteri incelenmiş. Çizgi filmlerde yüzde 70’ oranında erkek yüzde 30 oranında ise kadın karakterlere yer veriliyor. Yani en fazla erkek karakter görüyoruz. Türkiye ye bakıldığında ise oranlar yüzde 10 daha artıyor. Yerli yapımcı çizgi filmlerde yüzde 80 erkek, yüzde 20 ise kadın karakterlere yer veriliyor. Baş rollerde çok nadir kadınları veriliyor” şeklinde konuşmasını sonlandırdı.
Daha sonra Eğitim Fakültesi Resim Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç Dr. Gökhan Eken, ‘Sanat ve Toplumsal Cinsiyet’ Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Canan Mercan ise öğrencilere ‘Reklam ve Toplumsal Cinayet’ konusunda bilgiler verdi.