BARIŞ DİNİ OLAN İSLAM'LA ÖNCE MÜSLÜMANLAR BARIŞMALIDIR!

İslam nedir?

Gerçek İslam'ı nasıl izah edeceğiz?

İslam'la ilgili oluşan olumsuz algıları nasıl bertaraf edebileceğiz?

İslam tüm yeryüzünde yükselen bir değer. Önü alınamıyor. Batı hergeçen gün kan kaybediyor. Kıyıya vuran Aylan Bebeklerin ruhları, Mursi'lerin duruşları onları uykularından etmeye devam ediyor. İslam çok etkili bir din. Ama o etkiyi oluşturcak müslümanlar nerede?

Kur'an'la bağı kopuk, Peygamberi yaşamdan uzak, insani değerlere duyarsız bir müslüman kitle elbette etki alanı zayıf olacaktır. Bütün bu dağınıklığımıza rağmen İslam'ın önlenemez yükselişi de bir gerçek. Bu gerçeği göz ardı etmek imkansızdır. Şu 3 güruhun yapıp ettiklerine önemle vurgu yapmak istiyorum.

1. İslam'ın hızla yükselişini durdurmak için de şer cephe hiç boş durmuyor. Her alana müdahele etmeye devam ediyorlar. İslam'ı öyle bir din olarak pompalıyorlar ki İslam adeta terör üreten bir din. Halbuki Kur’an, bir tek insanın haksız yere öldürülmesinin, bütün insanlığın öldürülmesine eşdeğer olduğuna dikkat çeker. Müslüman insan, her ne sebeple olursa olsun, hiçbir masum insanın öldürülmesini düşünemez.

Prof. Dr. Ali BARDAKOĞLU der ki; "İslam barış dinidir diyoruz ama kimseyi inandıramıyoruz, çünkü birçok yerde Müslümanlar birbirinin boğazını sıkıyor. Birbirinin Müslümanlığını beğenmez oldular, birbirini itham ve tekfir ederek sürekli camdan aşağı atmakla meşguller!"

2. İslam'ı teferruata boğanlar güruhu. Bu konuda Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ Hocaya kulak verelim; "İslam dini açık ve bu kadar sadedir. İnanın hocaların her gün tartıştığı kadar zor değildir. O çok açıktır, nettir, berraktır. Allah Resulu, 'Sizi açık bir yolu üzere bırakıyorum. Gecesi gündüz gibi bir yol bırakıyorum!' diyor. O yolu biz zorlaştırdık, biz hocalar zorlaştırıyoruz!"

3. "Müslümanım!" diye caka satan ama Müslümanlığın gereklerinden bihaber yaşayan, Müslüman olmanın ciddiyetinden uzak bir güruh. Namazı namaz değil, sözü söz davranışı davranış değil, ham softa kaba yobazlık had safhada, estetik ve nezaketten uzak bir güruh. Prof. Dr. Ali BARDAKOĞLU Hocamız diyor ki;

"Bizim din anlayışımız sığlaştı. Dindarlığı dar bir alana hapsettik. Müslümanlar şeklen dindarlaştıkça, dünyevileşmesi de artıyor. İslam, 'Seccadeni ser ibadetle ömrünü geçir!' demiyor. Düşünce, bilgi, yararlı iş, temizlik, haklının ve mağdurun yanında olma, iyiliği destekleyip kötülüğü önleme, insanı insan olduğu için sevme hepsi ibadettir. Sadaka ve iane kültürüyle ya da retorikle bunları sağlayamayız!"

Bu mudur İslam? Kendimize gelmemizin zamanı değil mi artık?

Sünnetullah'a uygun davranmanın gayretullah'a dokunacak işlerden uzak durmanın vakti gelmedi mi hala?

Bir Müslümanın Kur'an'a düşkünlüğü kadar normal birşey olabilir mi?

Bir Müslüman'ın Hz. Muhammed(sav)'in örnekliğini bir kenara bırakıp ta kendilerine bile fayda sağlayamayacak olan kimseleri hatadan ve günahdan beri görmeleri kadar anormal birşey olabilir mi?

İki müslüman bir araya gelse üçüncü bir müslümanı ya ajan, ya şer, ya müsteşrik ya da müşrik görmeleri kadar bağnazca bir tutum olabilir mi?

Bitmeli tüm bu kavgalar artık.

Kendimize gelmeliyiz. Kendimizi ancak İslam'ın engin sularında kulaç atarak bulabiliriz. Ancak İslam/Kur'an eczahanesinde bulabileceğimiz ilaçlar sadra şifa olacaktır. Bütün bunların dışında tüm arayış ve çabalar beyhudedir.

Bir kimse "Müslümanım!" diyorsa duyarsız, umarsız, doyumsuz, dengesiz, değersiz yaşayamaz.

Bizi bizden eden, bizi insanlıktan eden hal ve hareketlerden kaçınmak zorundayız. Ne kadar çok dertliyiz o kadar çok insanız.

Unutmayalım ki; İslam insanlığın en son kurtuluş adasıdır. İnsan ile İslam arasındaki en kuvvetli bağı vahiy ile kurmak mümkündür. Eğer bu bağ koparsa insanın eşkiyalaşması, ejderhalaşması, sırtlanlaşması kaçınılmazdır. Vahiysizlik ise en büyük yetimliktir.

Kısaca: Vahyin kitabı olan Kur'an, insanın, insanı, eşyayı, olay ve olguları doğru anlamasına, doğru düşünmesine imkan sağlamak; evrendeki konumunu doğru tespit etmesine yardımcı olmak; geçmişin esiri olmaktan kurtarmak için Allah katından gelmiş olan bir "öğüt"tür; “rehber”dir; bir "uyarı" kitabıdır. Bu kitap tüm insanlığın ve müslümanların kurtuluş rehberi olmaya hemde kıyamete kadar devam edecektir!..

Selam ve dua ile!...

YORUM EKLE