DİNDE SAPMALAR VE KUR’AN’A DÖNÜŞ (3) 
DİNDE SAPMALAR VE KUR’AN’A DÖNÜŞ (3)
Bekir Çöl

DİNDE SAPMALAR VE KUR’AN’A DÖNÜŞ (3)

Bu içerik 613 kez okundu.

Tahlilini yaptığım kitabın yazarının yaptığı çarpıcı tespitlerin önemine binaen bu eserle ilgili üçüncü tahlili yazmayı gerekli gördüm.

Kur’an’ın terk edilmiş olarak bırakılması: “Ve Peygamber dedi ki: “Rabbim, gerçekten benim kavmim bu Kur’an’ı terk edilmiş (bir kitap) olarak bıraktılar.” (Furkan, 30) Gerçekten de Kur’an’ı anlaşılmaz bir kitap olarak görenler, Kur’an okumayı bir takım şart ve merasimlere bağlamışlardır. Kur’an, önemli ölçüde ölülere ve ruhlara tahsis edilmiş, belirli gün ve saatlerde sevap için okumanın haricinde Kur’an tamamen terk edilmiştir.

Efdaliyet inancı: Hz Peygamberden sonra Müslümanlar arasında yaşanan siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle sahabenin hangisi, hangisinden daha üstündür tartışması başlamıştır. Ehli Sünnet bu sıralamayı, Hz. Ebu Bekir, Hz. Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz Ali diye yaparken; Şiiler ise Hz. Ali’yi ilk sıraya koymuşlardır. Ehli Sünnet ilk dört halifeyi hilafete geçiş sırasına göre değerlendirip Efdaliyet sırasını bir iman esası haline getirerek itikat kitaplarına korken; Şia’da Hz Ali’yi birinci sıraya koymuş ve inanç esası haline getirmiştir.

Hilafetin kureyşiliği inancı: Peygamberin vefatından sonra Halife seçiminde, muhacirlerin “Halife Kureyşten olmalı) sözleri, daha sonraları uydurulan hadislerle Halifenin Kureyşten olması da iman esası haline getirilmiştir. Böylece İslam ile kaldırılan asabiyet fikri, yeniden İslam’a sokulmuştur. “Emaneti ehline verin” (4/58) Kur’an’ı ölçüye rağmen bu inanış Şia’da ki karşılığı ise “İmametin Hz. Peygamberin soyuna ait olduğu” şeklinde anlaşılmıştır. Bu husus Sünni kaynaklarda şöyle değerlendirilir: “İmam, insanların ilim, takva, şecaat ve nesep yönünden en üstünü, en faziletlisi olmalıdır ve Kureyşten olmalıdır. Bu delillerden biride Peygamberimizden rivayet edilen şu hadistir: “İnsanlardan iki kişi kalsa ve biri Kureyşten olsa, İmamet ona düşer.” (Buhar, ve Müsned)

Görüldüğü gibi Beni Saide toplantısında ortaya muhacirlerce atılan masum bir fikir olan, “İmamın Kureyşiliği” meselesi daha sonraları siyasi bir fikir olmaktan çıkmış ve hakkında uydurulan hadislerle itikat haline sokulmuştur.

İslam inancına yerleştirilen İsrailiyat ve Mesihat kaynaklı inanışlar:

Mehdi İnancı: İslam anlayışında yer etmiş bulunan İsrailiyat ve Hıristiyan kaynaklı inanışların başta gelenlerinden biride Mehdi inancıdır.

İlk olarak zalim iktidarların bunalıp ümit ve teselli arayan Şiiler içinden çıkan Mehdi inancı, daha sonra hakkında üretilen hadislerle diğer Müslümanlar tarafından da benimsenmiş ve İslam’ın inanç esasları içine dâhil edilmiştir. Bu konuda uydurulan hadislere baktığımızda Şii çıkışlı olduğu hemen anlaşılır. “Mehdi benim zürriyetimden, kızım Fatma’nın evlatlarındandır.” (Ebu Davut)

İslam’la, İslam inancı ile hiç ilgisi olmayan, Kur’an da yeri olmayan,

İsrailiyat kökenli bu inanış, haberi vahit hükmündeki uydurma hadislerle asırlardır İslam inancı olarak, darda kaldıklarında kurtarıcı ümit olarak İslam ümmetine kabul ettirilmiştir.

Deccal inancı: İslam anlayışına sokulan İsrailiyat kökenli inanışlardan biride Deccal inanışıdır. Yine mehdi inancı ve benzeri Kur’an dışı inançlar gibi hadis yoluyla İslam anlayışına sokulmuş ve zamanla İslam’ın inanç esasları arasına girmiştir.

Kıyametin büyük alametlerinde kabul edilen Deccal inancı, Hıristiyan iken Müslüman olmuş Temim Ed dar inin rivayeti ile gelmiştir. Deccal’ın geleceği bildirilen uzun bir hadisin sonunda şu bilgiler geçmektedir. “ Bilesiniz O, Şam denizinde veya Yemen denizindedir. Hayır, doğu tarafındandır. Evet, o doğu tarafından zuhur edecektir. (Müslim, fiten)

Hz. İsa’nın nüzul inanışı: Yine gerçekte İslam’la, Kur’ani anlamda İslam itikadı ile hiç ilgisi olmadığı halde tarih boyunca İslam’a sokulmuş Kur’an dışı bir inançtır. Üretilen ahad hadislerle İslam’a sokulan Mesihat kökenli bir inanıştır.

Hz İsa’nın kıyamete yakın yeryüzüne ineceği ve Mehdi ile işbirliği yapıp, hak ve adaleti hakım kılacağı bildirilen hadislerden birini de Ebu Hüreyre rivayet eder: “Nefsim yedi kudretinde olan Allah’a yemin ederim. Meryem oğlu İsa’nın aranıza adil bir Haki olarak ineceği, İstavrozu kırıp, Hınzırı öldüreceği ve Kitap ehlinden cizyeyi kaldıracağı vakit yakındır. (Buhar, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi)

Bu Kur’an dışı inanışlar bazı itikat kitaplarında uzun uzadıya bir film senaryosu gibi anlatılır. Bunlardan birinde kısaca şu bilgiler verilir: “Kıyamet kopacağı zaman Hz. İsa yeryüzüne inecek, Bütün Milletler gerçekten İslam Milleti olarak bir araya gelecek. Hz. İsa gelmeden önce Mehdi, Mekke ve Medine haremlerinde ortaya çıkacak, sonra Kudüs’e gelecek, ondan sonra Deccal gelip onunla birlikte bulunacak; Hz. İsa yeryüzüne inince tuzun suda eridiği gibi, Deccal da eriyip gidecektir. Budan sonra Hz. İsa’da Mehdi ile buluşacak.” (Fıkhı ekber. Aliyyülkari şerhi)

Bunlarla beraber Hızır, Abdal ve Sırat köprüsü gibi inanışlar ile Hz. Havva’nın Hz. Âdem’in kaburga kemiğinden yaratıldığına ilişkin inanış; Toprağın Cumartesi, dağların Pazar, ağaçların pazartesi, Hz. Âdemin ise Cuma günü, gündüz vaktinin en son saati ve en son varlık olarak yaratıldığı yolundaki inanışlar; Güneşin batıdan doğacağı ve başka kıyamet alameti ile ilgili inanışlar ve bunlara benzer birçok inanış İslam anlayışlarında yer etmiş bulunan İsrailiyat ve Mesihat kaynaklı inanışlar arasında zikredilebilir.

Not: Buraya kadar zikredilen konularda ve bahsini açmadığımız Recm cezası ile Şefaat meselesi hakkında verilen bilgilerin çoğu bu kitapta mevcuttur

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kokartlı rehber sayısı sadece 1 kişi
Kokartlı rehber sayısı sadece 1 kişi
“Kola yerli üretimdir”
“Kola yerli üretimdir”