TASAVVUFUN YANLIŞLARI: ALTINCI VE YEDİNCİ ASRIN TASAVVUF YANLIŞLARI: 
TASAVVUFUN YANLIŞLARI: ALTINCI VE YEDİNCİ ASRIN TASAVVUF YANLIŞLARI:
Bekir Çöl

TASAVVUFUN YANLIŞLARI: ALTINCI VE YEDİNCİ ASRIN TASAVVUF YANLIŞLARI:

Bu içerik 368 kez okundu.

-Tasavvuf anlayışı ilerledikçe yolları, deyimleri de değişmişti. Mücahede ile meşgul olan kimselerin birçok vakayı vukuundan önce idrak ettiklerini söylemeye başladılar.

- Tasavvufçular, mücahede erbabı himmetiyle yetki sahibidirler. Yani ruhlarının kuvvetiyle süfli varlıkları iradeleri altına alırlar ve onlara istediklerini yaparlar.

- Bu iddiada olan sufiler, İsmaili mezhebinin tesirine girmiş, iki tarafın itikatları, sözleri birbirine benzemiştir.

 

- Tasavvufçular, Kutuptan bahsetmeye başlamışlar ve bununla bütün varlıklardan önce var olan “Hakikat-i Muhammedîye” yahut ilim ve ameli kemale ulaştıran ve tasavvuf mertebelerinin en ilerisine layık görülen “İnsan-ı Kâmil’den bahsetmeye başlamışlardır. Onlara göre İnsan-ı Kamil, irfan sahiplerinin başıdır ve bu yüzden “kutup”, “marifet” bakımından hiçbir kimsenin ulaşamayacağı seviyededir. Onun ölmesiyle cenabı Hak onun irfanını başkasına verir. Rafızilerin anlayışları böyledir.

- Mutasavvıflar da Kutup ’tan sonra Abdal’ın geldiğini söylerler. Bu bakımdan Şiilere benzerler. Çünkü onlarda İmamdan sonra nakipleri sıralarlar.

 

- Mutasavvıfların içinde keşif ve tecelliye kail olanlar bulunduğu gibi mutlak vahdetten bahsederler yahut hulul ve ittihada inananlar veya bunların hepsini birleştirip Şiilik, İsmaili’lik ve batınilik gibi elemanlardan da faydalananlarda bulunmaktadır.

Altıncı ve yedinci asrın tasavvufunun konuları şu şekilde hulasa edilebilir:

 

1. Mücahede yolu: Yani uğraşa-uğraşa zevk ve vecd sahibi olmak, nefsini hesap ve murakabe altında tutmak, elde edilen zevkleri başka bir makama yükselmek için vesile olarak kullanmak.

2. Keşif kuvveti: Bunun esası ise, Allah’ın sıfatları, arş ve Kürsi, melekler, vahiy, ruh gibi gayp âleminden idrak olunan hakikat. Keşif kuvveti, mücahede, halvet ve zikir neticesi hâsıl olur. Yani kul zahir hissinden dönerek batın hissine geçerse, ruhu gövdesine bağlı olan nefsine üstün gelir ve o zaman Allah’ın ihsan edeceği bilgiler ve ledünni ilimlere agâh olur.

3. Çeşit-çeşit kerametlerle âlemde ve kâinatta tasarruf ve his perdelerini yırtan ruhunun her şeye galebe çalmış olduğunu gören en yüksek ufka erişerek Hak ile Hak olacak hale gelen tasarrufun en uç noktasına ulaşır.

4. Şatahat: Zahiri acaip olan ve abuk sabuk gibi görünen sözler söylerler. Mutasavvıfların sözleri arasında bunlara çok rastlanır. Bunları anlamak güç olduğu için bazı kimseler bunları tevil ederler. Bazıları bu sözlerinden dolayı takdir ve bazıları da tenkit ederler. Bayezid-i Bistami’nin “Münezzehim ve şanım ne kadar yücedir” demesi, Hallaç’ın “Hak, benim” demesi bu çeşit sözlerden sayılır.

 

Görüldüğü gibi Hicri altı ve yedinci asırlarda tasavvufa içeriden ve dışarıdan giren bidat ve hurafeler doruğa ulaşmış; söylendiği zaman insanı İslam çizgisinden çıkaracak söz ve deyimler çoğalmıştı. Mesela: Gavs, Kutup, Abdal, Büdala, Nüceba, Şatahat, Keramet, İnsan-ı Kamil, Nuri Muhammedi, Hakikat-i Muhammedi, İttihad, Hulul, Fena, Beka Müşahede, Mücahede, zevk, vecd, Vahdet-i Vücut, Vahdeti Şuhut, Şeyh, tekke, Süluk, tarikat, marifet Hakikat, tecelli, visal Şeyh, Mürit bu asırlarda icat olan isimlerdi.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kokartlı rehber sayısı sadece 1 kişi
Kokartlı rehber sayısı sadece 1 kişi
“Kola yerli üretimdir”
“Kola yerli üretimdir”