TASAVVUFUN YANLIŞLARI: SAPITANLARDAN BİRİ DE HALLAC-I MANSUR 
TASAVVUFUN YANLIŞLARI: SAPITANLARDAN BİRİ DE HALLAC-I MANSUR
Bekir Çöl

TASAVVUFUN YANLIŞLARI: SAPITANLARDAN BİRİ DE HALLAC-I MANSUR

Bu içerik 371 kez okundu.

Hallaç, 224 yılında Beyza da doğmuş, 16 yaşında Abdullah Tüsteri ile karşılaşmış ve on iki yıl onunla beraber olmuş sonra Basra’da ki el Mekkiye bağlanmıştı. Hallaç, daha sonra Bağdat’a giderek Cüneyt’in müritleri arasına girdi. Daha sonra seyahatlara çıkarak birçok mutasavvıfla buluştu.

Üç kere Hacca gitti, fakat 297 de ısfahanlı Davud el Zahiri, Hallaç aleyhine bir fetva verdi. Mansur, yakalanarak zindana atıldı, fakat 298 de zindandan kaçarak Ehvazda ki Sus ’ta saklandı, ama 301 de tekrar yakalandı ve ömrünün sekiz senesini Bağdat zindanlarında geçirdi. Daha sonra 309 da tekrar aleyhine mahkeme açılmış ve idama mahkûm olmuştur. Bu ceza, kırbaçlanarak, ellerini ve ayaklarını keserek, sonra kellesini gövdesinden ayırarak, parçalarını ateşe atarak ve son parçalarını Dicle nehrine dökerek bitirilmiştir. Hallaç’ın bu cezaya uğramasının sebebi meşhur bir sözü yüzündendir. Bu söz: “Enel Hak” yani “Hak benim” dir.

Daha açığı “Ben Allah’ım” demektir. Hallaç bu sözü ile Allah ile bir olduğunu, Allah’ın kendisine hulul ettiğini ve Allah ile birbirine geçtiğini söylemiş oluyordu. Hallaç’ın bu sözleri söylemesi müritlerinin çoğalmasına sebep olmuştu. Müritleri, onun ölüleri dirilttiğine, hastalara şifa verdiğine, her türlü gaybı bilgine, türlü-türlü kerametler gösterdiğine ve harikalar başardığına inanmaya başlamışlardı. Müritleri, neredeyse onu ilah sayıyorlardı. Diğer taraftan İslam hilafetinin ve Müslümanların azılı düşmanlar olan Karmaitiler ile Hallaç arasında gizli ilişkiler mevcuttu. Onlar için ajanlık yaptığı biliniyordu. İmamı Gazali, Hallaç bu suçundan dolayı idam edildi der. Hallaç Haccın farz olmadığını, uzaklara gidilerek zahiri Hac yapana kadar ruhen Hac yapmayı söylüyordu. Ona göre ruhu temiz olan, şuuru berrak olan kimse Kâbe’ye gidene kadar Kâbe’nin kendisine geldiğini hissederek tavaf eder diyordu.

Hallaç idam edildikten sonra onun itikadı, mezhebi ve şahsı hakkında insanlar ikiye bölündüler. Bir kısmı, Hallac, kâfirdir yahut Kur’an’a karşı gelen bir zındıktır diyorlardı. Bunlardan birisi Nokta-i nazar fihristi sahibi İbn en Nedim, Hallaç’ın sahtekâr bir göz boyacısı olduğunu ve sahtekârlığını göstermemek için tasavvufu bir maske olarak kullandığını, kendisini âlim olarak gösterdiği halde hiçbir şey bilmeyen cahil olduğunu söylüyordu. Hallaç’ı takdir edip ona kin beslemeyenler ise mutasavvıflardı ve bunlar onu evliyadan sayıyorlardı. Bunlara göre, onun başına gelenlerin hepsi kendisiyle Allah arasında ki ittihat sırrını açıklamasından dolayıdır derler. Celaleddin Rumi ve Feridüddin Attar Hallaç’ı Hak şehidi olarak kabul ederler. Hallac, tasavvuf mezhebini kâh şiir, kâh nesir ile tasvir eder ve bilhassa şu üç mesele üzerinde durur: Birincisi: Lahutun nasuta hulul etmesi, yani ilahi zatın beşeri zata girmesidir ki buna hulul iye deniyor.

İkincisi: Hakikat-i Muhammediyye’nin yahut Nur-i Muhammed’inin kadim yani (Ezeli) olduğunu ve bütün ilmi ve amali kemalin ondan feyezan ettiği, onun âlemin yaratılışına vasıta ve vesile olduğuna inanır. Üçüncüsü: Dinlerin hepsinin bir olduğuna ve hepsinin bir tek kaynaktan gelmiş olduğunu söyler. (İslamiyet’in geliştirdiği tasavvuf, s. 126-127-128-129) Hallaç’ı buraya kadar kısaca tanıttık, bir sonra ki yazı da inşallah Hallaç’ın idamına sebep olan sapıklıklarını yazacağım inşallah.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kokartlı rehber sayısı sadece 1 kişi
Kokartlı rehber sayısı sadece 1 kişi
“Kola yerli üretimdir”
“Kola yerli üretimdir”