TASAVVUFUN YANLIŞLARI: TASAVVUFUN DOĞUŞU VE İLK SAPMALAR 
TASAVVUFUN YANLIŞLARI: TASAVVUFUN DOĞUŞU VE İLK SAPMALAR
Bekir Çöl

TASAVVUFUN YANLIŞLARI: TASAVVUFUN DOĞUŞU VE İLK SAPMALAR

Bu içerik 444 kez okundu.

 Hasan-ı Basri ve Rabiat-ül Adeviye ile tasvir ettiğimiz ruhi hayat, Hicretin birinci ve ikinci asırlarında kendini göstermiş, daha sonra zahitler ve abidler İslam âleminin her tarafına yayılmaya başlamıştır. Fakat bunları bir potada toplayan ve birleştiren bir teşekkül meydana gelmemişti. Durum, Hicretin ikinci asrının sonuna kadar bu şekilde devam etti. Daha sonra zahitlik yeni bir gelişme geçirerek ilk önce iptidai bir tarzda tanzım edilen ilim halini aldı. Hicri üçüncü asrın sonlarına doğru kendine çeki düzen vermişti.

  Artık, zahitler, abitler, nasikler ve fakirlere “Mutasavvıflar” deniliyor ve takip ettikleri yola da tasavvuf yolu deniliyordu. Üçüncü ve Dördüncü Hicri asır tasavvufu ve sapmaları: Mutasavvıflar, insan ruhunu tahlil ederek ona arız olan halleri, geçirdiği makamları ve nefisten yüz çevirerek onu yok etmeyi nitelemeye başladılar. Yine Tanrı da fani olmak ve onun ile baki olmak, Tanrı ile ittihat (Bir olmak) ve Hulul gibi sapmalar Bayezidi Bistami ve Hallac-ı Mansur tarafından dile getirilmeye başlandı. Hicretin 253 senesinde vefat eden Seri Sakati, tevhitten, takvadan ve hakikatten bahsetmiştir.

  Yine Hicri 269 da vefat eden Bağdatlı Ebu Hamza M. Bin İbrahim, Sofilerin zikir safasından, cem-i muhabbetteni kurbiyet, ünsiyet ve aşk’tan bahseden ilk kişi oldu. Hicretin 215 yılında vefat eden Süleyman Darani, Allah ile kulları arasında sevgiden bahsederek şunları söyler: “Arifin basiret gözü açılınca dünya gözü kapanır. Ve artık Allah’tan baka bir şey görmez olur” der. Hicri üçüncü asrın El Muhasibi, tasavvuf yolunda geçireceği gelişmeleri, keşfedeceği hakikatleri, tecelli edecek marifetleri anlatmıştır. Bunların önde gelenlerinden biri de Zünnun-u Mısri idi: Allah tarafından insanın kalbine konan marifeti şöyle anlatmıştır: “Rabbimi, Rabbimle tanıdım.

 Rabbim olmasaydı onu asla tanımazdım. Z. Mısri’nin marifet konusunda bir nazariyesi olduğu gibi “Muhabbet” Allah ile kul arasında ki sevginin ikisini birleştireceğini ve kulun Allah’ta gark olacağını savunan bir başka nazariyesi daha vardır. Zünnun-u Mısri, marifet ve muhabbet nazariyeleri ve daha başka sözleriyle Doğu mutasavvıflarının üzerinde derin biz tesir bırakan eserler vermiştir. H. 273 te vefat eden Abdullah et Tüsteri, 245 te ölen Ebu Turap el Nahşebi, onun arkadaşı Ebu Abdullahb. El Cela ve 277 de vefat eden Ahmet bin İsa el Harran, onun tesirinde kalan tasavvuf ehlidirler. Kısa İzah: Yazımın başlığına “İlk sapmalar” dememin sebebi bu ve bundan sonraki yazılarda geçecek olan deyim, kavram ve nazariyelerin İslam kaynaklarında bulunmayıp sonrakiler tarafından icat edilmeleridir.

 Mesela: Nefsin düşman edilmeye başlanılması, Allah’ta fani olmak, Allah’ta baki olmak, Allah ile bir olmak, Allah’ın insana hulul etmesi yine, kurbiyet, ünsiyet, marifet, hakikat ve aşk; ariflerin batıni halleri, her şeyde Allah’ı görme iddiaları, mükaşefe, tecelli, Rabbi bilmek, muhabbet nazariyesi; Allah’ta gark olma nazariyesinin hepsi Kaynağını İslamdan almayan kimi Hint’ten, kimi İran’dan, kimi Yunan ve Hıristiyan âleminden alınmış olan sapık fikirler ve bidatlerdir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kokartlı rehber sayısı sadece 1 kişi
Kokartlı rehber sayısı sadece 1 kişi
“Kola yerli üretimdir”
“Kola yerli üretimdir”