SELİM DİVANE’DEN BÂTINİ MANALAR 
SELİM DİVANE’DEN BÂTINİ MANALAR
Bekir Çöl

SELİM DİVANE’DEN BÂTINİ MANALAR

Bu içerik 405 kez okundu.

 

 Mürşidi Kâmil-i bulmak ve ona bağlanmak herkese farzdır. Nitekim Allah’ü Teâla “Eğer bilmiyorsanız zikir ehline sorun.” (Nahl 43) Bu ayetin batıni manası, mürşid-i kâmil-i bulup ona bağlanarak onun izniyle zikre devam ediniz ve zikir ehli olunuz” demektir. (Ariflerin Delili 28) Kısa izah: Bu ayetten böyle bir mana çıkarmak ancak batıni mana icadı ile mümkün olur. Selim Divane devam ediyor: Tasavvuf, davayı terk edip ilahi sırları söylememektir. Peygamber Efendimiz (s.a. s) “Tasavvuf davayı terk edip manaları gizlemektir” buyurmuştur. Kısa izah: Tasavvufçular öyle yalan uyduruyorlarki bu işleri azıcık bilen kişi bu sözün uydurma olduğnu anlar. Çünkü sözde hadis te geçen tasavvuf kelimesi peygamber Efendimizin vefaından tam iki yüz sene sonra söylenir olmuştur. -Benim canım, bir mürit, mürşid-i kâmil bulduğu zaman onun işi tamamdır. İnsan-ı kâmil isterse bir aşığı göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir sürede irşad edip Hakka ulaştırır. -Benim canım, cezbe-i Hak dedikleri, insan-ı kâmil’in gönlüne girince, eşkıya bile olsa saadete erip Hakka kavuşur. Allah’ü Teâla şöyle buyurur: “Allah dilediğini siler, dilediğini bırakır; ana kitap onun katındadır.” (Rad 39) Yani batıni manası, asıl kitap Allah’ın yandadır ve o insan-ı kâmil-in gönlüdür. Dilediğini bozar, dilediğini yazar. Yani salih olanı mahvedip eşkıya yazar; eşkıyayı mahvedip salih yazar. Kısa izah: Bu gafillere sormak istiyorum. “Nerde kaldı adli ilahi? Nerde kaldı kulun imtihanı?”) -Her kim insan-ı kâmil’in gönlüne girerse, Hakka kavuşup azaptan emin olur. Çünkü insan-ı kâmil, Allah’ın emanete layık gördüğü kimsedir ve gönlünde Hakkın emaneti vardır. Nitekim Allah’ü Teâla buyurur: “İncir ve zeytine and olsun. And olsun Sina dağına. And olsun bu güvenli Mekke şehrine ki biz insanı en güzel şekilde yarattık.” (Tin 1-4) Bâtıni manası: İncirden maksat hakikattır. Zeytinden maksat marifettir. Turi Sinadan maksat marifet makamında olan aşığın sinesidir ki, o gönül müşahede ehli olup açıktır. Ve bu Beldededn kasıt, hakikat makamında makamında olan aşığın makamıdır. O gönül hem mahbubun hemde âşık olanın gözüdür. Marifetten maksat, Yüce Allah’ın ulûhiyet sırlarıdır. Hakikatten maksat, Allah’ın Rablığının kendisidir. (Ariflerin Delili 29) Kısa izah: Adına Batıni mana diyerek ayetlere bu kadar sapık manalar verenler ancak tasavvuf ehlinden çıkar.

 

TASAVVUFUN YANLIŞLARI: S. DİVANE’DEN BÂTINİ MANALAR-2

 

 Geçen dersimiz de Selim Divane Tin suresinin 1-4 ayetlerine batıni manalar veriyordu. -Böyle olunca bu ayetlerin btıni manası. Allah’ü Teâla kendi kendine yemin ederek şöyle buyuruyor: “Ulûhiyet sırlarım ve Rablığım hakkiçin bu şehir ki hakikat ve hakkal yakin makamında olan insanı kâmil’in gönlüdür, o emin şehirdir. Kısa izah: Yani Kur’an’da geçen “Belde-i Tayyıbe”den murat insanı kâmil diye adlandırılan şeyhin gönlüymüş. -“ve bu belde” ayetinde beldeden maksadın hakikat makamında olan insan-ı Kâmil’in gönlü olduğunu bu hadis isbat eder: “Ben ilmin şehriyim, Ali, de o ilmin kapısıdır.” Bu hadisin hakikat manası şudur: Ben hakikat ve hakkal yakin makamındayım. Bu ayete göre, ben insanı kâmilim, benim gönlüm emin şehirdir; çünkü orada Hakkın emaneti vardır ve Ali onun kapısıdır. Çünkü Muhammed’in gönlü Ledün ilminin şehridir: Ali o şehrin kapısıdır. Her kim Muhammed’i ararsa, oraya varsın yani Ali ye bağlansın, tarikata girsin demektir. Çünkü 12 tarikatın piri Ali’dir. Kısa izah: Bu sözlerde o kadar büyük yanlışlar var ki düzeltmek için çok şey yazmak lazım. Hz. Ali’yi övmede sınır tanımayan Gulatı Şia, evvele yukarıda ki hadisi uydurmuşlar ve onu ilmin kapısı yapmışlar. Hz. Ali’nin ölümünden 600 sene sonra kuruluşunu tamamlayan tarikatlar sanki Hz. Ali zamanın da varmış gibi Onu yani Hz. Ali’yi 12 tarikatın Pir’i yapmışlardır. -“Biz insanı en güzel şekilde yarattık” yani kendi suretimizde kendi halifemiz kıldık. “Şüphesiz ki onu yeryüzüne halife yaptık.” (Sad 26) İnsanı yeryüzüne kendi halifemiz kılıp zahir ve batın tasarrufumuzu insan yüzünden zuhur ettirdik. İçte ve dışta ki hükmümüzü insan tarafından yürüttük demektir. Hak Teâlâ’nın zahir tasarrufu dünya eliyle zuhur eder ve batın tasarrufu Allah’ın veli kullarıyla zuhur eder. Sözün özü, Allah’ın zahir ve batın tasarrufu insanla ortaya çıkar. Çünkü insan Allah’ın halifesidir. Kısa İzah: S. Divane diyor ki Allah bütün yetkilerini halife kıldığı insana verdi. İnsanlara deyipte hepsine anlamayın. Bütün yetkileri kendilerini Allah’ın velisi sayan bu şeyh Efendiler alıyor, böylece kendilerini Allah’a ortak yapıyorlar.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kokartlı rehber sayısı sadece 1 kişi
Kokartlı rehber sayısı sadece 1 kişi
“Kola yerli üretimdir”
“Kola yerli üretimdir”